Yazı Detayı
02 Kasım 2016 - Çarşamba 12:53 Bu yazı 2099 kez okundu
 
ULEMA-İ SUU’ AHLAK-I SEYYİE SAHİBİ ULEMA)
Ahmet Yaşar Çakmak
hhcakmak@gmail.com
 
 

Diyanet İşleri Eski Başkanı M. Nuri Yılmaz:

”Toplumda çok fetva verenler var.Ben size  bir şey söyleyeyim mi;dalkavuk bilginlerden,şov yapan bilginlerden,herhangi bir menfaat için DİNİ KULLANAN BİLGİNLERDEN KURTULMADIKÇA BU MEMLEKET KURTULMAZ..”(1)

                                               *

Demek ki mesele ciddi ve çok önemli..Bilgin olarak en yetkili kişi böyle söylüyorsa demek ki buna mümasil bilginler de olurmuş Varmış.Hem alim hem de ahlakı kötü,ameli kötü,yaşayışı kötü alim olur mu olmaz mı? Tarihte veya şu zamanda bizimle birlikte yaşayan bilginlere atf-ı nazar edelim. Görelim…

                                               *

ÖYLE BİR DEVİR Kİ, SAKAR MI SAKAR

DIŞI DA, İÇİ DE HEP BİZİ YAKAR

SÖZDE İLİM SATAN OCAKLARINDAN

DİNE “VİRÜS” DİYEN EŞEKLER ÇIKAR

                                               ABDURRAHİM KARAKOÇ (2)

                                               *

HABİB ACEMİ (Öl.733):

”Çocukların cevizle oynadıkları gibi, iblis de âlim ve zahid kılıklılarla oynuyor.”(3)

                                               *

EVZAİ:

”Mezarlar kafirlerin pis kokusundan şikayetçi oldu.Allah mezarlara vahy ederek fena alimlerin mideleri onlardan daha kötü..” (4)

                                               *

AHNEF’ ten rivayet olunmuştur:

  • “Bir gün Hz. Ömer’in yanına geldim.
  • Bir sene beni Medine’de alıkoydu.
  • Yılsonunda yanına çağırdı ve şunları söyledi:

              -   Ey Ahnef, ben seni bir yıldır tecrübe ettim, ahvalini geriden geriye inceledim. Dıştan görünüşünü güzel buldum. Çok umarım ki, için de dışın gibi olsun. Vakıa bizler birbirimizle çok şeyler görüştük, konuştuk amma MUMAMMED ÜMMETİNİN HELAKİNİN BİLGİLİ MÜNAFIKLAR YÜZÜNDEN vukua geleceğini yine gözden kaçırmamak gerekir.”(5)

                                               *

EFENDİMİZ(SAV) BUYURUYOR Kİ:

 

  • HİÇBİRİNİZİ KOLTUĞUNA GURURLA YAYILMIŞ OLARAK
  • EMRETTİĞİM VEYA YASAKLADIĞIM ŞEYLERDEN BİRİSİ KENDİSİNE SÖYLENDİĞİNDE,

  -    “BİZ ONU BİLMEYİZ. BİZ YALNIZ ALLAH’IN KİTABINDA BULUNANA TABİ OLURUZ DERKEN GÖRMEYEYİM.” (EBU Davut, sünnet 5)  (6)

                                                                       *

                                   “FISK İLE OLMAZ CİHAN HARAB

                                     EYLER ANI MÜDAHANE-İ ALİMAN HARAB”

                                                                                              İZZET MOLLA

(Menfaat temini için yüze gülen, dalkavuk ya da kavuk sallayan bilginler harap eder cihanı) (7)

                                                                       *

            “Peygamberimiz sav’ in bir sözü var, diyor ki:

  • “Ulema hep “isabet buyurdunuz efendim,
  • Haklısınız efendim “ diyorsa,
  • Ondan uzak durun.
  •  Yaptığı dini tebliğ karşısında bir menfaat gözetiyorsa, ondan da uzak durun.” (8)

                                                                       *

            Sultan II. Mahmut bir asır sonra Cumhuriyet’ le sonuçlanacak bir süreci başlatmıştır.

  • YENİÇERİ Ocağının ilgası için fetva vermeyen Şeyhu’l-İslam Mekkizade Mustafa Asım Efendi’ yi azledip, onun yerine saltanata (SİYASİ OTORİTEYE) daha sadık ve daha enerjik Kadızade Mehmet Tahir Efendi’yi atamıştır.
  • Yeni şeyhu’l-İslam’ın fetvası ile ve ulemanın desteğiyle yeniçeriliği kaldırmıştır…
  • Yerine modern ordu kurulmaya başlamıştır…
  • Gerileme devrinde”bozulmuş” olan ulemaya da sarsıcı darbeyi II. Mahmut indirecektir.”(9)

                                                                       *

            Yine efendimiz sav buyurmuşlar:

” sizin için DECCAL’ den daha fazla başkalarından korkuyorum. Ashap: Kimdir onlar? Diye sorunca,”DALALETE SÜRÜKLEYEN ÂLİMLERDİR”  diye cevap verir.(10)

                                                                       *

            “Köprülü Mehmet Paşa ölünce, yerine sadrazamlığa getirilen oğlu Fazıl Ahmet Paşa’ nın huzurunda, Köprülü’ nün hizmetleri öğülür ama bazı ulema “ama çok zulmetmişti” diye serzenişte bulunurlar. Babasının tenkid edilmesini gören Fazıl Ahmet Paşa, ulemaya çıkışır.

            -    Bre efendiler, her ne yaptıysa, sizlerin fetvaları ile yapmıştı. Şimdi nedir bu had bilmezlik? Diye. Onlar da:

            -   Doğrudur ki, bizim fetvamızla yapmıştı ama ne yapalım ki, korkar idik, şerrinden emin olmak için fetva verirdik derler.”(11)

Sadrazamın cevabı şu olur:

”Ya, Allah’tan korkmayıp kulundan korkmak ilim ve diyanete layık mıdır? (12)

                                                                       *

            “İSA a.s:

  • ”KÖTÜ ÂLİMLERİN DURUMU,
  • Bir arkın içine düşüp suyun akmasına mani olan taşın durumuna benzer.
  • Taş, suyu ne kendi içer, ne de tarla ve bostanlara ulaşarak onların istifade etmelerine müsaade eder.
  • Yine KÖTÜ ÂLİMLERİN DURUMU,
  • Bataklıktaki ota benzer. Dışı parlak görünür, fakat içi pislik doludur.
  • Yine KÖTÜ ÂLİMLERİN DURUMU,
  • Kabirlere benzer. Dışı mamur, içi ise ölü kemikleriyle doludur.”(13)

 

                                                                       *

            SÜFYAN-I SEVRİ (713–777 Basra) :

”İlim ve hadis öğrenmek isteyen önce edep öğrensin. Bu edeple 20 yıl ibadet etsin ki, ilim tahsiline layık olsun. ÂLİMLER BOZULUNCA, onları kim düzeltecek? Onların bozulmalarının sebebi de gönüllerinin dünyaya meylidir.”(14)

                                                                       *

            MUHAMMED İKBAL:

  • “Benden selam olsun MOLLAYA VE SOFİYE!

Onlar bize İslam’ı öğrettiler.

Gel gör öyle bir yorum yaptılar ki, Allah’ı ve Peygamberi hayrete düşürdüler.

ALLAH:

-    BEN BÖYLE BİR DİNİ GÖNDERMEDİM, derken

CEBRAİL:

-    BEN BÖYLE BİR DİNİ GETİRMEDİM, deyip

HZ.PEYGAMBER DE:

-    BÖYLE BİR DİNİ BEN HİÇ TEBLİĞ ETMEDİM, demektedir.”(15)

                                   *

         II. Mehmet Bosna’yı fethe karar verdiğinde,

  • Vezir-i Azam Mahmut Paşa önden giderek kralın kentini kuşatır.
  • Kral TOMASEVİÇ “EMAN “ diler.
  • EMAN verilince teslim olur.
  • Arkadan gelen Fatih bu duruma çok kızar. O,kaleyi zor yoluyla alıp Kralı da öldürmek istemektedir.
  • ALİ BİSTAMİ adlı bir bilginden Paşa’ nın “EMANI” NIN geçersiz olduğuna dair bir fetva ister.
  • ISMARLAMA FETVALARIN İLKİ OLAN bu fetvanın metni şöyledir:”Sultanın bir kulu tarafından verilen bu sözün hiçbir hükmü yoktur. Zira hükümdarın izni alınmamıştır.”
  • Kral ve üç beyi bu “fetva” ile katledilirler. İslam savaş hukuku ile bağdaşması mümkün olmayan bu harekete ne yazık ki “FETVALI CİNAYET” demek zorundayız.(16)

                                                                       *

            “Haçlılara karşı verdiği savaşlarla ünlü melik BAYBARS, Kıpçak asıllı Türk sultanı. Moğolların Suriye’ye saldırdığı sıralarda halkın mümbit topraklarını, bahçelerini hazineye katmak istemiş, Suriyeli âlimlerin fetvasına başvurmuştu. Bazı ulema korktukları için, bazıları dünyalık elde etmek için sultanın istediği fetvayı vermişti. BAYBARS, NEVEVİ’ den de fetva istemiş. Bu uygulamanın haksızlık olduğuna inanan NEVEVİ fetva vermeye yanaşmamıştı… Çok kızan melik:

            -    Şehrimden çık git! Dedi.

            -    Baş üstüne diyerek DIMAŞK’ ı terk etti ve NEVA’ ya gitti…”(17)

                                                                       *

            “Padişah II.Osman Lehistan seferine giderken,kendisinden 4 ay küçük olan kardeşi Şehzade Mehmet’i öldürtmek isteği ile Şeyhu’l-İslam Esat efendiden fetva istemiştir.Esat Efendi padişahın bu arzusuna muvafakat etmemiştir..Padişah alamadığı fetvayı,zamanın Rumeli Kazaskeri Taşköprülü zade Mehmet Kemalettin Efendi den istihsal ederek,Şehzade Mehmet’i öldürtmüştür.”(18)

                                                                       *

 

            “RASULULLAH SAV. BİR GÜN BİR CEMAATLE OTURURKEN ŞÖYLE BUYURDU:

  • İsrail oğullarının ahlakının bozulması şöyle başlamıştır:
  •  Aralarında fenalık başlayınca ÂLİMLERİ önce onlara engel olmaya çalıştılar.
  • Fakat biraz sonra halk ile kaynaşarak onların arasına karıştılar.
  • Onlarla oturup kalkmaya, yiyip içmeye, çeşitli şekilde münasebet kurmaya başladılar.
  • Bunun sonucu olarak GENEL AHLAK BOZULDU.
  • Davud ve İsa’nın bedduası ile Cenab-ı Hak onları lanetledi.”(19)

                                                                       *

            “SERİYYİ SAKATİ şöyle demiş:

                        1-Zengin komşulardan

                        2-Çarşı okuyucularından (Mevlitçi – Hatimcilerden)

                        3-Emirlere (Devlet adamlarına, Bakanlara, Valilere)

            Kapılanmış ÂLİMLERDEN SAKININ.”(20)

 

                                                                       *

            “MUHAMMED ES’AD EFENDİ:

“ ÂLİM olsun, şeyh olsun; başında İSTİKAMET SARIĞI BULUNMAYAN herkes sonunda zeval bulup gider”.(21)

                                                                       *

            “…Bir medeniyeti kurup yaşatan da; onu yıkıp çökerten de, din emanetinin taşıyıcısı DİN BİLGİNLERİDİR. Ama tabi ki bu din bilginleri; MATRİX’ deki dini karakter olmayacaktır. Bu din bilginlerinin ölçü aldıkları da kâhinin sözleri değil, VAHY ve Hikmet olacaktır.”(22)

                                                                       *

            “İlim dünyamızın değerli isimlerinden ve bir yanıyla reformist sayabileceğimiz FAZLU’RRAHMAN, Ziyau’l-Hakk’ı ABD başkanı REAGAN’A bir mektupla şikâyet edip, ülkesini bu “demokrat olmayan” Başkandan KURTARMASINI İSTEMİŞTİR.”(23)

                                                                       *

                        Mustafa İSLAMOĞLU:

            “Türkiye Müslümanları, uzunca bir zaman VAHYE VAKIF OLMAYAN üstadlardan, hocalardan, aydınlardan, düşünürlerden, şeyhlerden dinini öğrenmek zorunda kaldı. Bunun bedelini geçmişte çok ağır ödedi ve günümüzde de halen ödemeye devam ediyor.” (24)

                                                                       *

            “Şeyhu’l-İslam, II. Mahmud’u ziyarete gittiğinde ona saygı ifadesi olarak eteğini öpeceğine, heyecanlanıp AYAĞINI ÖPMÜŞ, padişah da tiksintiyle AĞZINA BİR TEKME İNDİREREK yere devirmişti.”(25)

                                                                       *

            “ Bursa, Edirne ve İstanbul gibi başkentlerde müderris(rektörlük) yapan, ilmi seviyesi yüksek, FIKHEDEREK DEĞİL; FIKIH SATARAK geçinen çağdaş fıkıhçıları köşeye sıkıştırdığı için “persona non grata” (istenmeyen adam) ilan edilen TOKAT’LI MOLLA LÜTFİ, derslere, vakıf şartı olarak Buhari’ den bir hadisle başlardı.

Derslerden birinde, Hz. Ali’nin namazı söz konusu olur… Ayağına saplanan ok temrenini namazda iken çıkarmalarını, o zaman acı hissetmediğini tembihlemesi gündeme gelir.(Bizim kıldıklarımız nerde, Hz. Ali’ nin kıldığı namaz nerde diyerek mevzuyu anlattığında) Düşmanları, “NAMAZ KURU BİR EĞİLİP DOĞRULMADIR. DEDİ” diye itham ederler. EFDALZADE ve AHAVEYN’in “Müslümanlığı meydanda olan bir şahsın idam edilemeyeceği” yollu fetvalarına rağmen HATIPZADE ve MOLLA İZARİ’NİN bastırmaları sonucu idam edilmiştir.”(26)

“…İdam konusunda ulemanın icmaı meydana gelmiş.02.02.1494 Pazar günü at meydanında infaz olunmuştur.” (27)

                                                                       *

            FUDAYL B. İYAZ (ö:802) diyor ki:

  • Birçok âlim dinleriyle beraber yöneticilerin yanına girerler.
  • Ancak verdikleri tavizlerden dolayı dinlerini yöneticilerin yanında bırakarak çıkarlar.”(28)
  • “EY ÂLİMLER!
  •  Sizler İslam beldelerini aydınlatan kandiller gibiydiniz.
  • Şimdi ışıklarınız neden söndü?
  • Siz ümmete yol gösteren yıldızlardınız şimdi neden yolunuzu şaşırdınız?
  • Siz ÜMERANIN KAPISINA gidip, onların nereden kazandıkları bilinmeyen servetinden istifade etmekten dolayı Allah’tan hayâ etmiyor musunuz?”der.(29)

                                                                       *

            SULTAN ÜÇÜNCÜ SELİM,

Devrinde doğruluğu ve dürüstlüğü ile tanınmış liyakat sahibi bir ÂLİM BİR ZATI, KADI tayin etmek ister. Kendisini sevmeyenlerden biri, kıskançlık dürtüsü ile âlim zatın ayağına giydiği eski ve yamalı ayakkabıları bahane ederek:

            -    “Böyle ayağına giyecek bir ayakkabısı olmayan adam kadı yapılır mı?” Diye itiraz ettiğini haber alan kadı, şu harikulade cevabı göndermiş:

            -     “Kendisine söyleyiniz. Biz hükümlerimizi ayağımızla değil, kafamızla veririz.”(30)

                                                                       *

             SAMİRİ de bu halkaya dâhil edilirse, ibret alınacak çok dersler çıkar…

  • Rivayete göre 15 yasına kadar 
  • Hz.Cebraıl tarafından büyütülmüştür.
  • Fıravın erkek çocukları öldürdürürken annesi mağaraya gızlenmıs,
  • Orada Cebrail insan suretinde ona bakıp büyütmüştür.
  • Şu imtihan sırrına bakınız ki Fıravının kucağında Musa büyümüş,
  • Cebrail’in kucağında büyüyen SAMİRİ sonunda Allah’a ası olmuştur.(31) 

*

            BEL’AM BIN BAURA, gibi bir âlimin hayatı daha da ibretlidir.

  • ” Duası makbul,keramet sahibi idi..
  • Ancak kavmı, Hz Musa’nın kendilerini yenilgiye uğratmasından korktukları ıcın, Musa’nın aleyhinde beddua etmesi ıçın ısrar ettiler…
  • Dünyalıklara ve ısrarlara dayanamayarak Musa(a.s) aleyhine beddua etti ve
  •  Kavmine onu yenebilmeleri için hileler öğretti.(32)

 

  • Konu ile ilgili bilgileri A’RAF suresi 175–176 ayetlerde de bulabilirler.

*

“ HUSBAN dağına doğru eşeğine binerek giderken eşeği ona seslendi;

-    ey Bel’am nereye gidiyorsun? Meleklerin önümde durarak beni yolumdan çevirdiklerini görmüyor musun?

O devam etti. Bedduaya başladı fakat Allah onun dilini kendi kavmi aleyhine çevirdi… Ondan da ders almadı. Dili ağzından çıkarak göğsü üzerine sarktı…

  • BEL’AM, dünyevi çıkar ve hesaplar için Allah’ın dinini tahrif eden,
  • Küfür sistemlerine ve
  •  Kâfir yöneticilerine yaranmak maksadıyla Allah’ın hükümlerini çiğneyen ve
  •  Asıl gayesinden saptıran kimseleri temsil etmektedir.
  •  İslam topraklarında kâfirlerin istilasını hazırlayan güç, Bel’am’dır. (33)

                                                                       *

GİDERİZ DAĞLARI, SAHİLDE ARARIZ

HARİÇTE KAYBEDER, DÂHİLDE ARARIZ

ÂLİM YETİŞTİREN HAVZAMIZ YOK ARTIK

İLMİ, ETİKETLİ CAHİLDE ARARIZ

Abdurrahim Karakoç (34)

*

          Enes’in rivayetine göre, EFENDİMİZ (sav)

“ Âhir zamanda, ibadet edenler cahil; bilginler ise fasık (ibadetsiz ve kıblesiz) olacaklardır.” (35)

                                                                       *

               EBU HUREYRE der ki:

”Öyle zamanlar gelecek ki, âlimler için ölüm, kırmızı altından daha sevimli olacaktır.” (36)

                                                                       *

          HUZEYFE ra. Der ki:

”Cemiyetlerin idaresini elinde tutanların facir, ilim adamlarının fasık olması..kıyamet alametlerindendir.” (37)

 

                                               SON SÖZ OLARAK            

                        EY İLİM SAHİPLERİ!

  • İLMİNİZLE AMEL EDİN.
  • ÂLİM ODUR Kİ, ÖNCE ÖĞRENİR, SONRA ÖĞRENDİĞİYLE AMEL EDER VE İLMİ AMELİNE UYGUN OLUR.
  •  İLERDE, ÖĞRENDİKLERİ İLİM BOĞAZLARINDAN İLERİ GEÇMEYECEK KİMSELER GELECEKTİR.
  •  BUNLARIN İÇLERİ DIŞLARINA,
  • AMELLERİ İLİMLERİNE UYMAZ.
  • BİRARAYA GELİP OTURDUKLARINDA, BİRBİRLERİNE KARŞI ÖVÜNÜRLER…(38)

 Diye seslenen Hazreti Ali k.v. nin güzel,net ve uyarıcı ikazı ile bitirelim. ( 19.11.2007- A.Yaşar ÇAKMAK.-Tavşanlı)

                                               -------0-------------       

1- T.D.Vakfı Haber bülteni-Nisan 1997 sayı: 49 sayfa:27

2-19.11.2003             —VAKİT

         3-Doç. Dr. H.Kamil YILMAZ-Gönül ERLERİ- S:31 İstanbul.1991

         4-İ.Gazali-İhya Ter: A.SERDAROĞLU CİLT:1 - İst.1974-Sayfa:162

         5-Hz. Ömer Diyor ki-Derleyen: Mustafa Fahrettin AKABALI Ankara 1953

         6-TİRMİZİ-İLİM – 10

         7-D.Mehmet DOĞAN-Büyük Türkçe sözlük-  s:802

         8-M. N.YILMAZ-TDV Haber Bülteni- a.g. yer.

         9- TAHA AKYOL-Osm. ve İran’da Mezhep ve Devlet. S:175 İst.1999

        10-İ.Gazali-İhya-   1/208

        11- S.Eş ÇAKIRGİL- 12–18 Eylül–1999   -SELAM-

        12- M.İSLAMOĞLU-İslami Hareket ANADOLU – I –sayfa:148 İst.1995

        13- Ahmet Muhsin MERİÇ- 13.08.1998-AKİT-

        14-Doç. Dr. H.K.YILMAZ- Gönül Erleri- s:51 İst.1991

        15- Abdullah BÜYÜK–05.05.2000-akit

        16-M. İSLAMOĞLU- İSLAMİ Hareket Anadolu-I- sayfa:120

        17-NEVEVİ-Riyazu’s-salihin. Ter. Şerh. Kandemir, Çakan, Küçük 1/51 İst.2005

        18-Dr. Mehmet AKSOY-Şeyhu’l-İslamlıktan... D.İ.B’ na Geçiş-KÖLN–1998

        19-S.Süleyman NEDVİ-İslam Ahlak Nizamı-s:55 İst.1990

        20-Prof. S.ATEŞ-Kuran Ansiklopedisi- cilt:9 sayfa:327

        21-O.Nuri TOPBAŞ-Faziletler Medeniyeti- sayfa:514

        22-Mustafa ALTUNKAYA-Diyanet Aylık Dergi-sayı:151 s:37 Temmuz.2003

        23-M.İSLAMOĞLU-Yahudileşme Temayülü-Sayfa:339

        24-M.İSLAMOĞLU-DAĞARCIK- sayfa:89

        25-Ali BULAÇ-İslam Dünyasında Toplumsal Değişme. S:65

        26-M.İSLAMOĞLU- ANADOLU-I-    sayfa:122

        27-Prof. A. AKGÜNDÜZ, Doç. S.ÖZTÜRK-Bilinmeyen Osmanlı-s:132 İst.1999

        28-Arif ÇEVİKEL–30.07.2006-  VAKİT-

        29- H.K.YILMAZ-GÖNÜL ERLERİ-   S:83  -1991-

        30- 19.04.2003-UFUK TAKVİMLERİ.

        31- Burhan BOZGEYIK.. Meşhur Zalimler..sayfa:115

        32- Hasan ERDEN—Türkiye Toplumunun Öncelikleri. s:108 Istanbul.1999

        33-Şamil İslam Ansiklopedisi. Genel Yayın Yönetmeni: Prof. Ahmet AĞIRAKÇA- C:1-  s:293-  Ahmet GÜÇ

        34-  vakit–20.07.2005

        35 –Pey. Efendimizin Mucizeleri. Nebhani. Çev. A. HALIK DURAN - c:2- s.852

        36-i.ŞARANİ-İslam. Büyükle. Örnek Ahl. ter: Ö.TEMİZEL -İst.1970-Sayfa:59

        37- İ.ŞARANİ a.g.e.  Sayfa:70

        38- Hadislerle Müslümanlık.   Cilt - 4 - İstanbul.1976- Sayfa:1592,1593

   

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Etiketler:
Yorumlar
Bizim Gazete
İstanbul
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
Güncelleme: 06.09.2020
Bugün
20° - 28°
Pazartesi
20° - 28°
Salı
21° - 29°
Anketler
TASCA Faaliyetleri hakkında ne düşünüyorsunuz?
İstanbul

Güncelleme: 06.09.2020
İmsak
05:00
Sabah
06:29
Öğle
13:07
İkindi
16:44
Akşam
19:36
Yatsı
20:59
Arşiv Arama
Haber Yazılımı