301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
15 Aralık 2015 - Salı 13:53 Bu yazı 2911 kez okundu
 
Amip Beyinli Terliksi Yaratıklar!
Bedreddin Habiboğlu
 
 

Bu yazımı elbette her yazımda olduğu gibi belli bir üslup dairesinde yazmaya ehemmiyet vereceğim.

Yazının içine “Kavram” boca etmekten olabildiğince kaçınıp, geçmişi doğru tahlil, bu günü doğru tahkik, geleceği doğru tahmin esasına dayalı, üzerime döşeli sisleri dağıtma azmi ve gayreti içinde olacağım.

Ne oldu? Ne oluyor? Ve ne olacak? Suallerinin cevabı tabii ki çok mühim.

Ancak yapacaklarınız bakımından geçmişte ne olduğunu? Bu gün ne oluyor olduğunu? Doğru okumak hayatî önem taşır.

Bu yazıyı okumaya başlamadan önce 10.03.2014 tarihli “Kan’la Sevişenler” başlıklı yazımı tekrar gözden geçirmenizi rica ederim.

Evvel emirde, istediği kadar yeme imkanı olsa bile, buğday ambarında kilitli kalmış semiz fareye benzeyen, aynı zamanda enerjiyi ve enerji yollarını kontrol altına almak bakımından Rus ajandasının Deli Petro’dan bu yana vazgeçilmez önceliği olan sıcak denizlere açılma mecburiyeti takıntısının halen en zinde dinamiği olduğunu anlamadan,

Bu sebebe matuf bizimle geçmişte on üçünü kaybettiği on dört savaşının olduğunu, bu savaşların gerekçelerini tam ve doğru olarak kavramadan,

Bu meyanda Rusya’nın, önceki adı “Libya Arap Halk Sosyalist Cemahiriyesi” olan  sosyalist Libya’yı, çok sıkı ilişkiler içinde olduğu Mısır’ı, baas rejimi ile yarı komünist kıvamda yönetilen Irak’ı malum “Arap Baharı” sonrası kaybettiğini ve son can damarı olan Suriye’yi kaybının da kendisini nefessiz bırakacağını bilmeden,

Rusya’nın ABD ile Ukrayna, Romanya ve orta Avrupa ülkeleri üzerinden giriştiği üstü örtülü ancak pazarcı kavgasının ötesine geçtiği savaş halini fark etmeden,

Rusya’nın buralarda yediği şamara mukabil Kırım’ı işgali neticesinde soktuğu hançerle, Karadeniz’de ABD’nin nefes borusuna saldığı tıkacın ne ifade ettiğini anlamadan,

Petrol fiyatlarındaki düşüş, Batılı ülkelerin yaptırımları ve ülkeye giren sermaye akışındaki durgunluk nedeniyle zor günler geçiren Rus ekonomisi için 2016’nın da negatif yönlü baskılarla geçmesinin beklendiğini, 2015 ilk çeyrekte yüzde 2.2 daralan Rus ekonomisinin, 2. çeyrekte yüzde 4.6, 3. çeyrekte ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4.1 küçüldüğünün Putin’i nasıl bir çaresizlik kâbusuna sürüklediğini tahlile tabi tutmadan,

Bir tık sonrasının savaş hali gibi görünmesine rağmen Uçak gerginliğinin ertesinde Rus borsasında başlayan hızlı düşüş devam ederken, İstanbul borsasında kayıpların telafi edildiğini, geçen günlerde Rus borsasının yüzde 1’in üzerinde düşüş gördüğünü buna mukabil İstanbul borsasının ise yüzde 2.06’ya yükseldiğinin neden ve nasıl olabildiğinin cevabı meçhulden maluma çevrilmeden,

2020- 2023 yıllarında bir Rusya -ABD sıcak temasının kaçınılmaz olduğu analizinin ve ABD’nin hazırlığının bu temasa dair oluşturulduğunun, bu durumun gerçekleşmesi halinde Türkiye’nin de ABD’nin yanında yer alma garantisi verdiğinin Rusya tarafından da bilindiğinin ne anlama geldiğini görmeden,

Suriye ve Irak’ın fiilen parçalandığını ve şimdide bu parçaların üzerinde kimin kontrol sahibi olacağı adı konulmamış bir savaşın bölgede canhıraşane verildiğini bilmeden,

2010 yılında Pentagon dehlizlerinde yeniden şekillendirilmiş, bölge sınırlarını gerçekleştirmek adına ABD’nin kirli ve vicdandan yoksun eylem planının hayata geçirilmesine karşılık Rusya’nın bu çirkin ve kan şerbetinden oluşan sofraya kaşık sallama emel ve amacını görmeden,

Rusya’nın Hazar denizinden Suriye’ye Ermenistan üzerinden gönderdiği füzelerin, aslında füze rotasının geçtiği hava sahalarının tamamen kapatıldığını ve kendisine ait olduğunu alenileştirme ve bu duruma dünyayı alıştırma provaları olduğunu fark etmeden,

Komünist döneminde ve sonrasında da ABD ve bağlantılı NATO politikalarının Rusya’yı çepeçevre kuşatma biçimine karşın bu günlerde Rusya’nın da ABD ve NATO’yu kuşatmaya çalıştığını gözlemlemeden,

Uçak krizinin hemen ardından Rusya’nın “Türkiye uçağımızı düşürmesine karşılık Ayasofya’yı bize versin(!)” lafını ortaya fışkırtıp sonra da hiç söylenmemiş gibi yoluna devam halinin arka planına ışık tutmadan ve o ışığın aydınlatacağı karanlığı bu günden görmeden,

Duma Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Aleksey Puş(t)kov’un “Türkiye’ye getirilen iyi düşünülmüş ve orantılı yaptırımlar Ankara’ya büyük zarar verecek. Türkiye’de bu durumdan memnun olmayanları Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a başvurmaya çağırıyoruz” şeklindeki açıklamasının bizdeki  sözde yazar, çizer, analist ya da akademisyenlerin içindeki bir takım aşağılık hainleri nasıl ve ne için tetiklediğini ve görevlerini ifa için ağızlarından salyalar akıtarak gerek gazete sütunlarında ve gerekse de televizyonlarda yaptıkları lafta derin analizlerinin arka planına vakıf olmadan,

Başta ABD ve Avrupa ile bütün Hıristiyan aleminde tavan yapmış olan İslam ve Müslüman düşmanlığı münasebeti ile kan gölüne çevrilmiş Alem-i İslam’ı, tarihinde olduğu gibi tekrar ayağa kaldırmada işaretler veren Türkiye’nin onlar için ne ifade ettiğini anlamadan,

Rusya’nın bizimle giriştiği it dalaşının esasında bizim üzerimizden ABD ve AB ile sadece Ortadoğu’da değil bütün dünya da birbirlerini sınama üzerine kurgulanmış manevralar olduğu gerçeğini görmeden,     

ABD’nin ve AB’nin bizi her alanda fahişe muamelesine tabi tutup  panayır politikası uygulayarak netice elde ettiği durumdan, Türkiye’nin cumhuriyet tarihinde Hatay meselesinin hallinden sonra ilk defa “Deha” niteliğinde ki dış politikasıyla ABD’yi ve AB’yi kuyruğuna takılmaya mecbur bıraktığını fark etmeden,

Resmi verilere göre Türkiye’ye gelen Rus turistin ortalama günde 140 Dolar harcadığını ancak bir çoğunun da resmi gelip duyduklarıma göre Türk erkeklerini saatliğini 150 – 200 Dolar karşılığında gayrimeşru boşalttıklarını ( ceplerini(!) ) dolayısıyla bırak para bırakmayı çuvalla para aparıp memleketlerine döndüklerini bilmeden,

Ortadoğu’nun, her ne kadar üzerine atılan zarla oynanan kumar muhteva değiştirse bile kendisinden olmayan binlerce oyuncusunu derinliklerinin karanlığına gömen bir fırtınalı mezar olduğunu anlamadan,

Kaynayan bu kazanın kendi üzerlerine boca olup haşlanmamaları adına gerek Rusya, gerek ABD ve gerekse de AB ülkeleri için Türkiye’nin ehemmiyetinin tarihte hiç olmadığı kadar artmış olduğunu tahlil etmeden,

Türkiye’nin bu ehemmiyetten yine tarihte olmadığı kadar ilk defa duygularını karıştırmadan en aklî şekli ile faydalanma cihetinde oluşturduğu siyasetini ilmek ilmek ördüğünü okumadan,

Bütün bunlar olup biterken İsrail’in kuyruğunu iki bacağının arasına alarak sesini soluğunu kısıp, kurduğu oyunun tam ortasına Türkiye’nin soktuğu kazığın gelecek adına ne ifade ettiğini ilm-i yakin ile bilmeden,

On milyon nüfusla yedi düvele karşı istiklâl savaşı vermiş ve üstesinden gelmiş Türkiye’nin, bu gün seksen milyon nüfusu ile yetmiş düvelden korkmayacağını sindirmeden,

Sözüm ona kendisini analist sanan bir takım amip beyinli terliksi yaratıkların konuşurken ağızlarından çıkardıkları koku midemi bulandırıyor.

İçerde dövmeye güçleri yetmeyen Tayyip Erdoğan için Putin’den medet umarak ona çağrı yapıp “Putin’den ricam bedelini Tayyip Erdoğan’a ödetmesidir.” Diyen, işkembesinin çıkış yeri ile ağzı yer değiştirmiş olan bir takım mahlukların çıkardıkları sesler kulaklarımı tırmalıyor.

İsimlerinin arkasına bir takım sıfatlar ekleyen, lisanlarını dahi bilmedikleri bölgenin uzmanı olduklarını iddia eden bazı zeka yoksunu bilim adamı müsveddelerinin kurum bağlamış ezberlerini televizyon ekranlarından kusmalarını izlemek bayıyor artık beni… 

 
Etiketler:
Yorumlar
Bizim Gazete
İstanbul
Çok Bulutlu
Güncelleme: 26.05.2020
Bugün
12° - 21°
Çarşamba
14° - 19°
Perşembe
13° - 19°
Anketler
TASCA Faaliyetleri hakkında ne düşünüyorsunuz?
İstanbul

Güncelleme: 25.05.2020
İmsak
03:39
Sabah
05:31
Öğle
13:06
İkindi
17:04
Akşam
20:31
Yatsı
22:15
Arşiv Arama
Haber Yazılımı