Yazı Detayı
12 Şubat 2016 - Cuma 13:34 Bu yazı 1053 kez okundu
 
Kemal ile Zeval!
Bedreddin Habiboğlu
 
 

Bildiğimiz ya da bilmediğimiz, gördüğümüz ya da görmediğimiz, aklımızın aldığı ya da almadığı varlıkların tamamını kapsadığını kabul edersek;
Kâinatın devamı, hamuruna zerk edilen zıtlarla kaimdir ancak.
Negatif - pozitif kutup ve kurallar gibi.
Zıtsız var olabilen yegâne varlık ise zıtların da yaratıcısı olan Cenab-ı Allah’tır.
 
İzaha çalışacağım farklı bir isim ve o isme uygun içerikle donatılıp Hz. Adem'den bu yana devam eden,
İnsanlık tarihinin de en uzun ve en eski mücadelesidir bu...
 
Kibri, gururu, zulmü, küfrü, mevki düşkünlüğünü temsil eden ile,
Tevazuu, mazlumu, adaleti, imanı temsil etmeye çalışan veya çalışanların savaşı şeklinde olageldi bu güne değin...
 
Doğru ile yanlışı,
Güzel ile çirkini,
İyi ile kötüyü,
Faydalı ile zararlıyı ayırt edebilmenin,
Esasen liyakat ve istihkak temel kuralına göre zaman zaman birbirlerine galebe çalsalar bile, tamamının üzerinde mündemiç olduğu insanın kendisiyle, bazen kendi cinsinden olan bazen de olmayan şeytanı ile verdiği imtihanın adıdır bu...
 
Hiçbir şartta ve koşulda değişmeyen ile,
Şarta, zamana, güce bağlı olarak eğilenin, bükülenin farkıdır bu...
 
Neye inanıyorsan inandığına sadakatinle, inanıyor gibi görünerek üzerinden sonuç elde etmeye çalışmanın tenakuzudur bu…
 
Bu sebat ya da savrulmanın, neye hangi iple bağlı olunduğunun alametidir…
 
Kısaca “Hak” ile “Batıl” tercihinde peşine düştüğünle imtihanındır!
 
İmtihanda başarılı olabilmek için de “Kemal” sahibi olabilmektir bu...
 
İşte böyle bir “Hak-Batıl” mücadelesinde,
“Batıl”ı kendisine rehber edinen sözde “Kemal” sahiplerinin düştüğü durumu,
İronik bir şekilde takip ediyoruz...
 
“Kemal”i kendisine rehber edinen,
“Kemal”in sahibi olduğunu söyleyenlerin,
“Artık yeni şeyler söylemek lazım” deyip,
“Kemal”i ayaklar altına alıp,
Bu durum da patlak verince de,
“Bir batıldan diğer batıl”a sığınmalarının hikayesidir bu...
 
Neticede ne oldu?
 
Küçücük bir “Hak” geldi devasa “Batıl” zail oldu...
 
Neden böyle olduğunu çokça irdelemeye gerek yok,
Anlayan için kelimelerin anlamları bu durumu açıklamaya yeter...
 
“Batıl” demek boş olan, geçersiz ve hükümsüz olan demektir,
Bir işlemin geçersiz ve hükümsüz olmasına “fesat”, geçersiz olan işleme de “fasit” denir...
 
İçine fesat boca edilmiş eylem ve söylemlerin neticesinde yapılan işin adı siyaset ise;
O fasit bir siyasettir.
Yapanı ise fasit siyasiler olarak adlandırılır...
 
E anlamışsınızdır artık.
Kastım, CHP'nin içine düştüğü acınası durumudur...
Belki daha da ötesi…
 
Mesele,
“Kim demiş”,
“Kime demiş”,
“Ne demiş”,
“Kim indirmiş”,
“Kim indirmemiş”,
“Kim haber yapmış”,
“Kim kimi tehdit etmiş”,
“Neden etmiş” meselesi değil,
Asıl mesele,
“Hak” ile “Batıl” meselesidir üstadım...
Sarıldığın ip meselesidir…
 
Gözünüzü açıp bunu fark edemediğiniz müddetçe de,
“Fasit” olmaya mahkumsunuz üstadım....
 
Manzara şu,
Arkasında holdingler, ordular, istihbarat teşkilatları olmayan tek bir gazetecinin başlattığı “Hak”lı mücadelede,
Ve O minicik “Hak” karşısında,
Yıllardır çamur siyasetini, üzerine onlarca tez yazılacak kadar milletin nezdinde uygulayarak zirve yapan koskoca bir CHP,
Ve yıllardır bu partinin içinde siyaset yapan koskoca vekillerin mağlup ve rezil oluşu...
 
Sebep ortada.
İlahî kuraldır,
İçinde sıkıntı, eziyet, zahmet olsa da,
“Hak”kın karşısındaki “Batıl”ın başarıları ya geçicidir,
Ya da geçici bile olamayıp baştan hüsrandır...
 
Siyaset bu tür savaşlara çok sahne olmuştur,
Hatta batıl bile olsa siyasetin tarihinde,
Geçici süreliğine de olsa bu tip başarılar da çoktur...
 
Asıl şaşırdığım ise,
Siyasi satranç oyunlarının mutlak galiplerinin,
Siyasetin her türlü kıvrak manevra kabiliyetine sahip olanların,
Dilinden “Nazlı” nazlı siyasi söylem “Ak”anların,
Kendini halkı kurtarmaya adamış “Necat”ilerin,
hakkın “Yılmaz” savunucusu olanların,
“Hak” karşısında bir süreliğine de olsa başarı gösterememiş olması…
Fasit dairede dönüp durup sonunda etek öpmek zorunda kalmalarıdır...
 
Halbuki şöyle bir geriye çekilip,
Asıl mevzunun ne olduğunu görebilseler,
Sebebi ve çözümü de görebilecekler...
 
Mesele Talat Atilla meselesi değil üstadım,
Talat Atilla'nın temsil ettiği “hak” meselesidir,
Zira “hak”kın arkasında “Hakk” vardır,
Mesele bunu görmek meselesidir...
 
Sen Talat Atilla'yı değil,
Onun temsil ettiği haklı mücadeleyi yani Hakk”ı düşman bildin,
Uğraştın, tehdit ettin, zulmetmeye çalıştın ve yalnız bir zavallı sandın.
Bilemedin ki Hak sebeplerini Ebabil orduları olarak gönderir de sen göremezsin.
Hoş marifet Ebabili görmek değil, Hak – Batıl ayırımını yapabilmekte.
Başarılı olabileceğini sandın, yanıldın işte bir kez daha...
 
Ne gariptir ki şimdi de varlık sebebin olarak görerek yıllardır arkasına sığınıp istismarda sınır tanımadığın “Kemal” üzerinden şamarlanıyorsun.
 
Eminim şaşkınlığından ne ve nasıl olduğunu hala anlayamamışsındır.
 
Anlayanlar var ise etrafında Talat Atilla’yı gezine yerleştir arpacığındaki Ebabili görmeye çalış.
 
Hah işte o zaman berraklaşır beynindeki bütün karmaşalar…
 
Kâbusların rüyaya döner, bahtın açılır…
 
Yoksa zaten siyasi bakımdan “sekerat-ı mevt”in kapısındasınız ve o kapının açılmasına ramak kalmış.
 
Hâlâ bütün bunları anlayamıyorum diyorsan.
 
Talat’ı davet et. Reddetmeyecektir.
 
Sanırım o bunu sana anlatmakla da görevli…
 
Senin talebine bağlı.
 
İster öyle ister böyle Kemal bey…
 
Unutma ki üstadım…
 
“Kemal” “Zeval” ile  “Zeval”de “Kemal” ile hem kaim hem de maluldür…
 
Sana ve senin talebine bağlı.
 
İster öyle ister böyle Kemal bey… 

 
Etiketler:
Yorumlar
Bizim Gazete
İstanbul
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
Güncelleme: 06.09.2020
Bugün
20° - 28°
Pazartesi
20° - 28°
Salı
21° - 29°
Anketler
TASCA Faaliyetleri hakkında ne düşünüyorsunuz?
İstanbul

Güncelleme: 06.09.2020
İmsak
05:00
Sabah
06:29
Öğle
13:07
İkindi
16:44
Akşam
19:36
Yatsı
20:59
Arşiv Arama
Haber Yazılımı